|
BEM-BİR-SEN Belediye Ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası |
|
|
2008 YILI TALEPLERİMİZ
2008 YILI TALEPLERİMİZ
I-GENEL TALEPLER
1- Anayasal hakkımız olan toplu sözleşmenin önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır.
Toplu sözleşme ve grev hakkı İLO 98 ve 111 sayılı sözleşmeleri ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 90. maddesi gereği hakkımızdır. Bu hak bürokratik engellerle kamu çalışanlarına kullandırılmamaktadır. Bu hakkın kullandırılması gerekmektedir.
Toplumun genel talepleri dikkate alınarak yeni, sivil, demokratik bir Anayasa hazırlanmalıdır. Sendikaların da iştiraki ile diğer STK'ların da görüşleri alınarak hazırlanacak olan yeni Anayasa ile hakların kullanılmasını engelleyici tüm unsurlar kaldırılmalıdır.
a) Yasal Dayanaklar:
07. 05. 2004 tarih ve 5170 sayılı yasa ile, Anayasa'nın 90. maddesinde; uluslararası sözleşmelerin esas alınarak doğrudan uygulanmasın hükme bağlanmıştır.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu aynı zamanda Anayasa'nın 2, 5, 10. maddeleri, ILO 98 ve 111 sayılı sözleşmeleri ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 23. maddesi 1, 2, 3 ve 4. fıkraları ile farklı hükümler içermektedir.
Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, önümüzdeki günlerde demokratik açılımların gündeme gelmesinden önce, anti demokratik bu sınırlama ve uygulamalara son verilmelidir.
Çalışanların Anayasal Haklarını kullanmalarının engellenmesi, çalışanlar arasında eşitsizlik oluşturmakta, hizmetlerin aksamasına, verimliliğin düşmesine ve çalışma barışının bozulmasına sebep olmaktadır.
Konu ile ilgili yasal dayanaklar kapsamında Anayasa madde metinleri aşağıda çıkarılmıştır.
Anayasa Madde 2:
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Anayasa Madde 5:
Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Anayasa Madde 10:
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek: 07. 05. 2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Anayasa Madde 90 (Son Paragraf):
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamaz. (Ek Cümle:07. 05. 20045170/7md) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşmanın hükümleri esas alınır.
ILO 98 SAYILI SÖZLEŞME:
(Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı)
Madde 4: Çalışma şartlarını kolektif mukavelelerle tanzim etmek üzere işverenler veya işveren teşekkülleriyle çalışan teşekkülleri arasında ihtiyari müzakere usulünden faydalanılmasını ve bu usulün tam bir surette geliştirilmesini teşvik etmek ve gerçekleştirmek için lüzumu halinde milli şartlara uygun tedbirler alınacaktır.
ILO 111 SAYILI SÖZLEŞME
(Ayırımcılık İş ve Meslek Sözleşmesi)
Madde 1: Irk, renk, cinsiyet, din, siyasal inanç, ulusal veya sosyal menşe bakımından yapılan iş veya meslek edinmede veya edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliği yok edici veya bozucu etkisi olan her türlü ayrılık gözetme, ayrı tutma veya üstün tutmayı İfade eder.
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ:
Madde23:
1. Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
2. Herkesin herhangi bir ayrım gözetilmeksizin eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
3. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak adil ve yeterli bir ücrete hakkı vardır.
4. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma yada sendikaya üye olma hakkı vardır.
b) Yargı kararları:
a) ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINDAN ÖRNEKLER:
Anayasa mahkemesi de, Anayasa'da açıkça yer almayan ve güvenceye bağlanmayan bir hakkın yasa koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde bir yasal düzenlemeye konu olabileceğini bir çok kararında belirtmiştir.
274 Sayılı sendikalar yasasının lokavta ilişkin kuralının(m. 14/1, h ve m 14/4) Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek yapılan iptal başvurusu, Anayasa mahkemesi 26-27 Eylül 1967 tarihli kararında (Anayasa Mahkemesi kararları Dergisi, sayı 6, Ankara 1969, s. 28) aşağıdaki gerekçeyle reddetmiştir.
“Gerçekte Anayasa, lokavt hakkında olumlu ve olumsuz söz etmemiştir. Anayasa bu hakkı ne güvence altına almış ve ne de yasaklamıştır. Grev Anayasa'nın güvencesi altında bir temel hak olduğu halde, lokavtta böyle bir nitelik yoktur. Bunun sonucu şudur:
Anayasa'nın grevi bir hak olarak kabul ettiği halde lokavttan söz etmemesi, lokavtı reddettiğini göstermez. Yasama organı, memleketin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını göz önüne alarak lokavt'ı ister bir hak olarak tanır, isterse tanımaz; yeter ki işverenlerle işçiler arasındaki uyuşmazlıkla sosyal dengeyi adalete uygun bir yolla bağdaştıracak hükümleri koymuş bulunsun. Her iki halde de Anayasa'ya aykırılık söz konusu olamaz. Fakat grev hakkı temel haklardan olduğu için özel bir kanunun bu hakkı tanımaması Anayasa'ya aykırı olur. Bu arada göz önünde tutulması gereken husus, kanun koyucunun grevi ve gerekli görmesi halinde de, lokavtı Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak düzenlemek zorunluluğu da olduğudur. Bu esasa riayet şartıyla her iki konuyu da kendi takdir ölçüleri içinde düzenlemekte kanun koyucu serbesttir. ”
Anayasa Mahkemesi bir başka kararında; “Avrupa Konseyi'nin 1950 yılında kabul ettiği, ülkemizde 6366 sayılı yasa ile yürürlüğe konulan (…) İnsan haklarını ve ana hürriyetleri korumaya dair sözleşme (…)'ye atıfta bulunarak (…) söz konusu (…) sözleşmenin buyurucu ve bağlayıcı içeriği, sanıklar için bir hak olduğu kadar, insan hak ve özgürlükleri yönünden de bir güvence olarak hukuk düzenimizde kurumlaşan (…) üstün ve ve evrensel hukuk kuralı niteliğini taşımaktadır.” Demek suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Türk Hukuk düzeninde yürürlükte olduğunu, kurallarının doğrudan uygulanması gerektiğini, iptali talep edilen yasaya üstün olduğunu açıkça vurgulamıştır.
Anayasa Mahkemesi 1986 /18 E sayılı bir başka kararında;
“(…) Milletler arası hukuka da devletlerin taraf oldukları ikili veya çok taraflı antlaşmalar, milletlerarası temayüller (örf ve adetler) medeni milletlerce kabul edilen ve temel hukuk prensiplerinde bulunan iyi niyet, ahde vefa, kazanılmış haklara saygı, devletler hukukunun iç hukuka üstünlüğü ilkeleri ve yardımcı kaynak sayılan ilmi ve kazai içtihatlar oluşturmaktadır. (…)” Hükmüyle açıkça uluslar arası hukukun iç hukuka üstün olduğuna karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi 27 Eylül 1967 tarihli kararında;
“(E: 1963/ 336, K: 1967/29/29) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesini bir Anayasa kuralı olarak değerlendirmiş ve böylece Anayasal değer taşıdığını kabul etmiştir.
Yine Anayasa Mahkemesi benzer nitelikte bir başvuru üzerine uluslararası sözleşmeleri incelemiş ve Türk Medeni Yasası'nın 159. maddesinin sözleşmelere aykırı olduğu gerekçesiyle tümüyle iptal edilmesi gerektiğini bildirmiştir Anayasa Mahkemesi, SHP'nin 399 Sayılı ve 22 Ocak 1990 tarihli Kanun Hükmünde Kararname'nin tüm maddelerinin Anayasa'nın bazı maddelerine aykırılığı iddiası ile açtığı davasına ilişkin 4. 4. 1991 tarihli kararında da açık biçimde Anayasa'da bir hak öznesi için güvenceye alınmayan hakların yasayla düzenlenmesi konusunda yasa koyucunun takdir hakkı bulunduğunu belirtmiştir. (Resmi Gazete 13 Ağustos 1991, sayı: 20959, s. 52)”
Anayasa Mahkemesi 1988 / 13 K. Sayılı Kararında;
“… Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağını hükme bağlamıştır…
Anayasanın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar yasa hükmündedir ve bunlar hakkında Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamaz demektedir.
b) YARGITAY KARARLARINDAN ÖRNEKLER:
“Sekizinci Ceza Dairesi bir Kararında; (8. CD 12. 10. 1998 gün ve 10667/12819 E/K) “Ülkemiz, evrensel boyuttaki İnsan Hakları ile ilgili uluslararası sözleşmeleri benimsemiş ve iç hukukumuzun bir parçası olarak yasalaştırmıştır. Anayasa'mızın 90/son madde/fıkrasına göre usulünce yürürlüğe konulmuş milletlerarası sözleşmeler kanun hükmündedir.” Gerekçesini kullanmıştır.
Aynı daire başka bir kararında ise; (8. CD 9. 12. 2002 gün ve 9903/11324 E/K) Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve bu bağlamda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile Avrupa Birleşmiş Milletler İşkence Sözleşmeleri'ne, gerekçesinde güçlendirici destek normu olarak değinmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'da insan haklarına kararlarında yer vermektedir. Kurul'un 15. 06. 1999 tarihli kararında (CGD. 15. 06. 1999 gün ve 8-109/164. E/K. ) o tarihte Türkiye'nin henüz katılmadığı medeni ve siyasal haklara ilişkin uluslararası sözleşmenin 7. maddesi destek normu olarak kullanılmıştır.
Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi de bir kararında (4. CD 24. 03. 1996 gün ve 2003/2630 E, 2004/3746 K. ) Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin bazı maddelerine gerekçesinde ayrıntılı olarak yer vermiştir.
Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi bir başka kararında; (4 CD. 22. 09. 1998 gün ve 1998/6954 E. , 1998/8104 K. ) İLO Sözleşmesi'ne ilişkin hukuksal boşluk ve kargaşa nedeniyle sendika ile imzalanan toplu iş sözleşmesi gereği memurlara yasada öngörülenden fazla ödemede bulunma eyleminde, "hukuka uygunluk" nedeninin bulunup bulunmadığı tartışılmadan hükümlülük kararı verilmesi yasaya aykırı bularak ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Aynı Daire'nin başka bir kararında ise (4 CD. 25. 03. 1999 gün ve 1999/1539 E:, 1999/2879 K.); çalışan personele imzalanan toplu sözleşme neticesinde ödemede bulunan belediye başkanı hakkında "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan beraat kararını hukuka uygun bularak onamıştır.
Yargıtay Onuncu Ceza Dairesi Kararında /CD. 24. 12. 1996 ve 13975/14546 E/K.); Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 138 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin bazı maddelerinin birlikte değerlendirildiğinde Devlet Güvenlik Mahkemeleri yönünde İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin bir maddesi ile çatışma olduğunu saptamış ve ardından da Anayasa'nın 90. maddesi hükmünce Sözleşme hükmünün yasa-üstü olduğu ve doğrudan uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Anayasa'nın 90/son maddesi hükmüne dayanarak Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin “Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek kanuna göre, daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. ” şeklindeki 1. maddesi hükmü karşısında 2253 sayılı yasanın 41. maddesinin “Bu kanundaki küçük deyimi suçun işlendiği tarihte henüz onbeş yaşını bitirmemiş kimseleri kapsar.” Hükmünün geçersiz hale geldiğini ve buradan hareketle aynı yasanın 26. maddesi uyarınca yargılamanın 3005 sayılı yasa uyarınca yapılamayacağını belirtmek suretiyle sözleşmenin "doğrudan uygulanması" gerektiğine karar verdiği sözleşmenin iç hukukla ilga ettiğini de açıklamıştır. ” (7. CD 14. 7. 2004 gün ve 16002/9362 E/K. )
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20 Mart 1997 tarih ve 4027 sayılı karar'la, ILO Sözleşmeleriyle kamu sendikalarının tüzel kişilik kazandığını karara bağlayıp ve bu karara dayanılarak, bu açıklamadan sonra, bu gerekçeye bağlı olarak Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'ndaki suçun oluşmadığına, sendikal bağlamında düşünülerek, bu yasa kapsamı dışında olduğuna karar vermiştir.
c) DANIŞTAY KARARLARINDAN ÖRNEKLER:
Danıştay 5. Dairesi'nin 1986/1723 esas ve 1991/1992 sayılı kararında;
“Söz konusu hükümlere göre iç hukukta doğrudan hukuksal sonuçlar yaratan uluslararası sözleşmelerin, yukarıda belirtilen niteliği ve bunlara karşı Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamaması ve böylece bu sözleşmelerin sonradan yapılacak ulusal yasal düzenlemelerle etkisiz kılınması yolunun kapatılmış olması bu sözleşmelerin iç hukukta yasalar üstü bir konumda olduğunu ve yürütme ve yargı organları için bağlayıcı nitelik taşıdığını apaçık ortaya koymaktadır. ” denilmektedir.
NİĞDE/Ulukışla Belediyesi ile Memur Sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi ile ilgili olarak; İçişleri Bakanlığı'nın 12. 10. 2005 günlü 8275 sayılı yazısı ile gönderilen dosya, İçişleri Bakanı'nın 19. 7. 2005 günlü, 2005/2426 sayılı kısmen soruşturma izni verilmesine, kısmen soruşturma izni verilmemesine ilişkin dosyayı inceleyen Danıştay 1. Dairesi; E: 2005/1067 K: 2005/1363 sayılı kararı;
“Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO)'nun Ülkemizce onaylanan 87, 98, 151 sayılı sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı hükümlerinin Anayasa'nın 53 ve 90. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu (…) Sendikası İle Belediye arasında varılan mutabakat uygulamasının suç teşkil eder bir yanının bulunmadığı, bu nedenle ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, itirazların kabulüyle İçişleri Bakanının 19. 7. 2005 günlü. 2005/2426 sayılı kararının soruşturma izni verilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, 17. 11. 2005 tarihinde karar verilmiştir. ”
d) ILO ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ KOMİTESİ KARARI:
ILO, BEM-BİR-SEN'in şikayet başvurusunu kabul edilebilir bularak “Sosyal Denge Sözleşmeleri” yapma hakkını onayladı:
Memur-Sen'e bağlı BEM-BİR-SEN (Belediye ve Özel İdareler Birliği Sendikası) Elazığ ve Suluova Belediyelerinde yapmış olduğu “Sosyal Denge Sözleşmeleri” bir takım şikâyetler üzerine belediyeler tarafından geçersiz sayılması sebebi ile ilgili olarak 11 Ağustos 1998 tarihinde ILO'ya bir şikâyet başvurusu iletmiştir. Şikayet işlemleri tamamlandıktan sonra sözleşmelerin ihlal edilmesi sonucunda 25 Eylül 1998 tarihinde ek şikayette bulunuldu. ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi bu başvuruyu kabul edilebilir buldu ve 1981 sayılı dava olarak işleme koydu. ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi konuyu inceledi ve Komite'nin oybirliğiyle kabul ettiği rapor ILO Yönetim Kurulu tarafından onaylanarak ILO Resmi Gazetesi'nin 1999 yılındaki sayısında yayımlandı (Cilt LXXXII, 1999, Seri B, No. 1, paragraf 244-269). ILO Yönetim Kurulu tarafından onaylanan kararda, ILO'nun talebi, sosyal denge anlaşması uyarınca ödemelerin yapılması ve sözleşmelerin uygulanmaması yolundaki emrin geri alınmasıydı. ILO Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi ve Yönetim Kurulu, belediye memurlarının toplu sözleşme imzalama hakkını onayladı.
e) YARSAV'IN FAALİYETİNİ SÜRDÜREBİLMESİ:
Ayrıca Anayasa'mızın 90. maddesinden yola çıkarak Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 151 Sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması Ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin Sözleşme'ye dayanarak Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YAR-SAV) kurulmuş ve halen de faaliyetine devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki bu durum Anayasa'mızın 140. maddesi ve 2802 Sayılı Kanunun 48. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü özel mevzuatta yargıç ve savcıların yasada belirlenenden başka bir özel veya resmi hiçbir yerde görev alamayacakları düzenlenmiştir. Ancak ne var ki adı geçen dernek Anayasa'mızın 90. maddesini kendisine dayanak göstermiş ve kapatılmadan halen faaliyetlerine devam edebilmektedir.
Gerek Anayasa, gerekse İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, ILO sözleşmeleri, yargı kararları ve Avrupa Sosyal Şartı göz önünde bulundurarak Anayasa'nın emrettiği "Sosyal devlet ve eşitlik ilkesi"nin gereği; TOPLU SÖZLEŞME ve GREV hakkının engellenmemesi Anayasal bir zorunluluktur.
Gerekli düzenlemenin yapılarak bürokratik engellerin kaldırılması öncelikli ve vazgeçilemez talebimizdir.
2- AVRUPA SOSYAL ŞARTI'NIN 5. ve 6. MADDESİNDE BULUNAN “ÇEKİNCE” ivedi olarak kaldırılmalıdır.
3- Yerel Yönetimler Bakanlığı Kurulmalıdır.
Yerel yönetimler insanın doğumundan ölümüne geçen sürede sürekli ve süresiz olarak hizmet üretmek ve sunmak zorundadır. Sürekli değişen ve gelişen dünyada çağımıza uygun hizmet üretmekle mükellef olan yerel yönetimler birçok yerde ne yazık ki istenilen ve beklenen hizmeti üretememektedir.
Bu konuda önemli sebeplerden biriside Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartını imzalamış olmamıza rağmen yönetim modeli oluşturulmamıştır.
Yerel yönetimlerin ve yerel yönetimlerde istihdam edilen kamu çalışanlarının birikmiş devasa sorunları karşısında iş yoğunluğu ve iş yükünün fazla olması sebebi ile çözüm üretemeyen İçişleri Bakanlığı bu yapısı ile sorunun parçası durumundadır.
Yeni ve çağın gereklerine uygun yerel yönetimlerin oluşturulması, hizmet kalitesi ve sürekliğinin sağlanması biriken devasa sorunların hızlı çözülebilmesi için Yerel Yönetimler Bakanlığı'nı kurulmalıdır. Bu sağlanıncaya kadar Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü münhasıran bir Devlet Bakanlığı'na bağlanmalıdır.
4- Devlet memurlarına uygulanmakta olan siyaset ve ticaret yapma yasağı kaldırılmalı, en tabii hak olan bu haklar işçi personelde uygulandığı gibi uygulanmalıdır.
5- 4688 sayılı yasanın 30. maddesinde; yerel yönetimler hizmet kolunda sendikaların yetkili oldukları Belediye ve İl Özel İdarelerinde toplu pazarlık yapabilmesine ilişkin düzenleme yapılmalıdır. 30. maddede belirtilen Kamu İşveren Kurulu olarak yerel yönetimlerde Belediye ve İl Özel İdarelerin yetkilendirilemesi talep edilmektedir.
6- Kamu İşveren Kurulu ile Sendikalar arasında imzalanmış bulunan Mutabakat Metninde yer alan konuların yürürlüğe konulması ve reel kayıplarımızın ivedilikle giderilmesi sosyal, hukuk devletinin gereğidir. (Ek-1)
7- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun memura ek ödeme sağlamayı kısıtlayıcı 146. maddesinin ikinci fıkrasının kanun metninden çıkarılması gerekmektedir.
8- Zabıta ve İtfaiye çalışanlarının iş riski ve çalışma koşulları dikkate alınarak “Özel Hizmet Tazminatı” ödenmesi gerekli ve zorunludur.
9- Kendileri, eş ve çocukları doktor gözetiminde olanlar ile sakat ve fiziksel engelli olanların sağlık kurulu raporlarına göre;
a) Görev mahalli dışında bir orta öğretim kurumunu merkezi sınavla kazanan çocuğu bulunan memurun, söz konusu yerde çocuğunun yatılı öğrenim görme imkanı yoksa,
b) Memurun bir yüksek öğretim kurumunda örgün lisans eğitimi yapmak üzere merkezi sınavı kazanması halinde,
c) Eşinin başka bir ile İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden başka bir ilçeye tayin edilmesi durumlarında, kendileri için uygun yer ve kadrolara naklen geçişlerinin temin edilebilmesi için yerel yönetimler hizmet kolunda ayrıca bir düzenleme yapılmalı ve mecburiyet getirilmelidir. Diğer hizmet kollarında kısmen çözüm sağlanmışsa da yerel yönetimler için bu konu önemli bir sorundur.
Yerel yönetimlerde naklen geçişlerde personel barajı, kadro yokluğu gibi sorunlar dile getirilerek geçişler engellenmektedir. Bu gibi durumları olan personelin naklinde istediği Kuruma başvurması halinde ilgili kurum tarafından alınma mecburiyeti getirilmelidir.
10- Norm Kadro uygulamasında gerekli değişiklik yapılarak İtfaiye ve zabıta memurlarında yaşanan diğer bazı kadrolarda da var olan kademe-derece ilerlemesinin önündeki sınırlama kaldırılmalıdır. Her memur; tahsil ve hizmetine göre en yüksek dereceye kadar gidebilmelidir.
11- Belediye çalışanlarının aylıklarını zamanında alabilmeleri için gerekli bağlayıcı tedbirlerin alınması ve genelgelere uymayanlar hakkında derhal yasal işlem başlatılarak personelin mağduriyetine son verilmelidir.
İller Bankası'ndan gönderilen genel bütçe payının “Ödenek Tahsisli” olarak belediye çalışanlarının aylıklarına karşılık gönderilmelidir. İller Bankası'ndan gönderilen payların yetmemesi durumunda yetmeyen kısım kadar İller Bankası'na borçlandırma yapmalı ve çalışanların birikmiş alacakları 6 ay içerinde ödenmelidir.
12- Belediye ve İl Özel İdare Çalışanlarının ürettikleri hizmetlerden ücretsiz olarak yararlanmaları için gerekli düzenleme yapılmalıdır.
13- Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Mahalli İdare Birlikler'inde istihdam edilen 657 Sayılı Kanuna tabi sözleşmeli ve vekil memur personellerin asaleten atanmaları sağlanmalıdır. Bu kadrolarda istihdam edilen personelin fazla çalışma, yıllık izin ve askerlik sonrası işe başlatılmama v.b. sorunları çözüme kavuşturulmalıdır.
14- Belediyelerde görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi başkan yardımcıları yürüttükleri görevleri ile Belediye Başkanını temsil etmektedirler. Bu anlamda görevleri Büyükşehir Belediyeleri'nin Genel Sekreter Yardımcıları ile benzer yetki ve sorumlulukları vardır. Buna karşılık Belediye Başkan Yardımcıları'na makam tazminatı ödenmemektedir.
Bu nedenle Belediye Başkan yardımcılarına bu mağduriyetinin giderilmesi için 5393 Sayılı Kanunun 49. maddesinin 8. paragrafından sonra gelmek üzere;
“En son nüfus sayımı sonuçlarına göre; nüfusu 250. 000 ve daha fazla olan İl, İlçe ve Büyükşehir sınırları içerisindeki ilçe Belediye Başkan Yardımcıları Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları'nın yararlandığı özlük haklarından, nüfusu 250. 000'ın altında olan İl, İlçe ve Belde Belediye Başkan Yardımcıları Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarının yararlandığı özlük haklarından aynen yararlanır.” İfadesinin eklenmesi gerekmektedir.
15- Sendikaların ülke genelinde ve bütün kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde teşkilatlanmasına destek olunması amacıyla mesai saatleri içerisinde sendikal çalışma yapılabilmesine ilişkin süre artırılmalıdır.
16- 01. 03. 1982 tarihinden sonra memuriyete başlayan tüm kamu görevlilerinin "İşçilik süreleri" kazanılmış hak aylıklarında sayılmalıdır.
17- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Kısım II” sınıflandırma bölümü ve ek 1 sayılı cetvel ve 527 sayılı KHK. ile tespit edilen ek göstergeleri yeniden düzenlenmelidir.
18- İtfaiye ve yerel yönetimlerde kullanılan ambulans araçları kasko sigortası kapsamına alınmalıdır.
19- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi 6. fıkrasının lüzum görüldüğü takdirde memurlara “ücret takdiri ile vekaleten gördürülebilir” olarak değiştirilmeli, vekalet ve tedvir yoluyla yürütülen görevlerdeki memurların mağduriyetleri giderilmelidir.
20- İl İdaresi Kanunu'nda değişiklik yapılarak tüm kuruluş amirleri ve sendika yöneticilerinin il idaresi komisyonlarında görev alması sağlanmalıdır.
21- Engelli çalışanlar için gerekli çalışma şartları oluşturulmalı ve bunların mezun oldukları okullara göre istihdam şartları ve istihdam yerlerinin yeniden tespit edilmelerinin temini ile özel indirim tutarları arttırılmalıdır.
22- Yardımcı Hizmetler sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız atanmaları sağlanmalıdır.
23- Parmak izi alınması veya retina taraması tespitleriyle yapılan kurum giriş ve çıkışları ile özellikle çalışma odalarında kameralı takip uygulamalarına son verilmelidir.
24- Kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı yargılanmaları halinde (rüşvet, irtikap ve yüz kızartıcı diğer suçlar hariç) kurum tarafından bu memurlar için üçüncü şahıslara karşı kendilerine hukuki yardım yapılmalıdır. (Avukat tahsis edilmelidir. )
25- Hazırlanacak kanun ve yönetmelik taslaklarının hazırlık safhasında mutlaka sendikaların görüşleri alınmalı ve alınan görüşler bu taslaklarda yer almalıdır.
26- Kurum ve Kuruluşlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak çalışan memurların, tek hekim tarafından verilen hastalık raporlarının yedi (7) günü geçmesi halinde, yedi (7) günü geçen her gün için yan ödeme ve özel hizmet tazminatından kıstelyevm kesinti yapılmamalıdır.
27- Anayasa'nın 128. maddesinde tarif edildiği şekliyle devletin asli ve sürekli işleri memurlar eliyle yapılır denmektedir. Halihazırda birçok kamu kurumunda işçilere memur görevi (amirlik dahil) yaptırılmaktadır. Anayasa ve yasalarda tarif edildiği üzere devletin asli ve sürekli işleri işçiler eliyle değil memurlar eliyle yaptırılmalı, bu konuda Anayasa ve yasaların gereği uygulanmalıdır.
28- 657 Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinde değişiklik yapılarak yerel yönetimlerde (Belediye ve İl Özel İdareler) istidam edilen İletişim Fakülteleri mezunlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli düzenleme yapılmalıdır. Çağın gereği olarak kadro cetvelinde Basın ve Halkla İlişkiler kadrolarına yer verilmesi gerekmektedir.
29- Belediyede görev yapan iktisat Müfettişleri Teftiş Kurulu Müdürlüğü'ndeki diğer Müfettişlerle aynı yetki görev ve sorumluluğu yüklenmiş olmalarına rağmen diğer Müfettişlere verilen haklar iktisat Müfettişlerine verilmemektedir.
Bu nedenle iktisat Müfettişleri'nin bu mağduriyetinin giderilmesi için Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 26. maddesine (2) fıkra hükmü olarak aşağıdaki metin ilave edilmelidir.
“Bu yönetmeliğin eki cetvel ve kütüklerde yer verilmeyen İktisat Müfettişi kadrolarında istihdam edilen personel kadrolarıyla birlikte ilgili mahalli idarenin Teftiş Kurul Başkanlığı/Müdürlüğü'nde görevlendirilirler. ”
30- Bilindiği gibi 5302 sayılı yasa ile il özel idareleri yeni bir yapılanma sürecine girmiştir. Bu yasayla görev yetki ve sorumluluk alanları ile birlikte idari yapıda ciddi değişiklik yapılmıştır. Bu idari yapının sorumlularını özlük hakları ile ilgili olarak aşağıda belirtilen sorunlar giderilmelidir.
a- 657 sayılı yasaya göre ek göstergeleri belirleyen I ve II sayılı cetvellerde il özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcıları'nın ek göstergeleri bulunmamaktadır. Bu eksiklik bir an önce (en az 3600 olarak belirlenerek) giderilmelidir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasası'nda bazı değişiklikler (25, 35 ve 36. maddeleri) gerçekleştirilmelidir. Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcıları'nın iş güçlüğü, iş riski, teminde güçlük zammı ve mali sorumluluk zammı belirlenirken, Büyükşehir ve diğer iller ayırımı yapılmamalı tüm illerde eşit olmalıdır. Çünkü, hizmet alanı bakımından fark varsa büyükşehir değil diğer iller aleyhine vardır. Büyükşehir olarak belirlenen illerde il özel idarelerinin görevlerinin bir kısmı büyükşehir belediyeleri tarafından yürütülmektedir. Özel hizmet tazminatı belirlenirken de tüm iller eşit olmalıdır.
b- İl özel idare birim müdürleri de bakanlık il müdürlerinin tüm özlük haklarından yararlandırılmalıdır. Görev, yetki ve sorumluluk bakımından mevcut birçok il müdürlüğünden daha fazla sorumlulukları vardır. Ayrıca İl özel idarelerinde işlemlerin daha sağlıklı yürütülmesi için Genel Sekreter Yardımcılığı kadrosunun Teknik ve İdari olmak üzere ikiye çıkarılması gerekmektedir.
31- Belediye ve İl Özel idarelerinde kaçakçılıkla mücadelede (Kum, Çakıl, LPG, Maden, sebze, meyve vb.) personele yakalanan malın satışından elde edilen gelirden 552 K. H. K belirtildiği gibi pay verilerek teşvik uygulanmalıdır.
32- Yerel Yönetimlerde çeşitli komisyonlarda görev alan memur personele toplantı başına encümen üyeleri için belirlenen bedelin ödenmesi gerekmektedir.
33- 2002 yılında yürürlüğe konulan 631 sayılı KHK ile kamuda çalışan tüm memurlara kademeli olarak görev tazminatı verilmesi öngörülmüştü. Kararnamenin 11. maddesi, kamu görevinde 5 hizmet yılını dolduran çalışanların bu tazminattan faydalanacağını hükme bağlamıştır. Ancak bu ödeme çok sınırlı sayıda daire başkanı ve üst ünvanlarda çalışanlara yapılmıştır. Çeşitli hukuk mücadelesi sonucu Danıştay'ın verdiği karar, görev tazminatlarının tüm çalışanlara ödenmesi yolunda olmuştur. Ancak Danıştay kararı uygulanacağı yerde, ilgili Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırmıştır. Oysa sorunun çözümü KHK'yi yürürlükten kaldırmak değil, görev tazminatlarını tüm memurlara yaygınlaştırmaktır. Geçmişte 631 sayılı KHK ile yapılan görev tazminatı ödemesinin, 5 hizmet yılını dolduran tüm memurları kapsayacak şekilde uygulamaya konularak adaletsizliğin giderilmesi gerekmektedir.
34- Belediye ve il özel idarelerinde bulunan mali hizmetler uzmanlığı kadrolarına yapılacak atamalarda Maliye Bakanlığı'nın yayımlamış olduğu genelge ile belediye ve il özel idarelerinde istihdam olunan personelin bu kadrolara atanması engellenmiştir. Maliye Bakanlığı kendi kadrosundaki vezne memurunu dahi layık gördüğü bu kadrolara belediye ve il özel idarelerinde çalışan; konularında bilgili, yıllarca bu işi yapmış, eğitimlere katılmış, sertifika almış personeli layık görmemektedir. Bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesi ve belediye ve il özel idarelerinde çalışan personelden yeterlilikleri olanların bu kadrolara atanması sağlanmalıdır.
35- 5355 Sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'nun 18. maddesi gereği Köye Hizmet Götürme Birlikleri'nde çalıştırılan il özel idarelerindeki teknik personele kanun gereği ödenmesi gereken ek ücret ödenmemektedir. Bu ödemelerden birlikte görev alan kaymakam, birlik müdürü ve il genel meclisi üyeleri faydalanırken asıl hizmeti götüren teknik personel bu ödemelerden faydalanamamaktadır. Bu aksaklığın bir an evvel giderilmesi ve teknik personelin hizmetlerinin karşılığı olan bu ücretin ödenmesi gerekmektedir.
36- 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, uluslararası normlara uygun olarak, sendikaların teklifleri alınarak yeniden düzenlenmelidir. 2820 ve 2821 Sayılı Kanunların düzenlenmesinde uygulanan mutabakat gibi bir uzlaşı ile ihtiyaçlar cevap vermeyen kadük kanun tümden yenilenmelidir.
37- KEY ödemelerine ilişkin yasa çıkmış olmasına rağmen özellikle Belediyelerde çalışan personel kurumlarının kesintileri yatırmaması veya belge ibraz etmemesi sebebi ile 657'ye tabi devlet memurları ve mirasçıları mağdur durumdadır. Emlak Konut A.Ş. gecikme faizi ile yatırmak isteyen belediyelerin ödemelerini de almamaktadır. Konunun acil olarak çözülmesi gerekmektedir. Kişilerin hak sahipliğinin belirlenmesinde döneme ilişkin Emekli Sandığı keseneklerinin dikkate alınarak belirlenmesi bir çok problem ve hak kayıplarını önleyecektir.
Ayrıca kamuoyuna akseden kişi başına ödeneceği ifade edilen bedeller düşük hesaplanmıştır. Sendikamız uzmanlarının yaptığı hesaplamalarda ödenmesi gereken bedeller daha fazla çıkmaktadır. Nemalandırılma oranları düşük olmuştur.
38- Belediye ve Özel İdareler bünyesinde çalışmakta olan sözleşmeli personellerin tip sözleşme metinlerinden kaynaklanan çözüm bekleyen sorunları şöyledir;
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından, Bakan imzası ile Valiliklere gönderilen yazıda Mahalli İdarelerin bünyelerinde çalıştırmak üzere sözleşmeli personelle imzalayacağı sözleşmeler, “Ek-1, Ek-2 ve Ek-3” tip sözleşmeleri olarak belirtilmiştir.
Bahsi geçen genel yazı ekindeki bu üç tip sözleşmede yapılan düzenlemelerin bir kısmı öncelikle Anayasa'ya ve Kanuna aykırıdır. Sözleşme içindeki aykırılıklar şunlardır;
1- Sözleşmenin 5. maddesinin 3 fıkrasında “Sözleşmeli personele, sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ayni veya nakdi ödeme yapılamaz. ”
Personelin Mali Hakları, Uluslararası Sözleşmelere, Anayasa'ya ve kanuna aykırı bir şekilde kısıtlanmaktadır. Sözleşmeliler sosyal haklardan ve her türlü ödemeden yaralandırılmalıdır.
2- Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrası da hukuka aykırıdır. Fıkra şöyledir; “Sözleşmeli personele, bu sözleşme ile belirlenen gün ve çalışma saatleri dışında yapacağı çalışmalar karşılığında ayrıca herhangi bir ücret ödenemez. ”
Bu fıkra hükmü, öncelikle Anayasa'da yer alan “angarya yasaktır” hükmü ile çelişmektedir;
“MADDE 18 - Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. ” Bu durum Anayasa'mızın 18. maddesinde belirtilen angarya yasağı ilkesine ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 23. maddesine açıkça aykırıdır. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2007/1042 sayılı kararı ile genelgenin 6. maddesinin yürütmesinin durdurulması kararını hukuka uygun bulmuştur.
3- Personelin mazeret izni, kanuna aykırı bir şekilde kısaltılmaktadır.
Sözleşmenin Ek-1'de 12. maddesinin 4. fıkrası, Ek-2 ve Ek-3'de 11. Maddenin 3. fıkrası şöyledir;
“Sözleşmeli personelin isteği üzerine; eşinin doğum yapması halinde iki gün, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi, annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun veya kardeşinin ölümü halinde her olay için üç gün mazeret izni verilir. ”
Görüldüğü üzere, genel yazı ekindeki tip sözleşmelerde mazeret izinleri iki ve üç gün ile sınırlandırılmıştır. Oysa aynı hususlar 657 sayılı yasada daha uzun mazeret süreleri ön görülerek düzenlenmiştir;
4- Kadın personelin doğum izni kanuna aykırı olarak düzenlenmiştir.
Ek-1 sözleşmenin 12. maddesinin 2. fıkrasında; “Sözleşmeli kadın personele, doğumdan önce sekiz doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süre ile ücretsiz izin verilir. ” Denilmektedir.
Oysaki, Devlet Memurları Kanunu'nun 104.'üncü maddesinin değişik (A) bendinde;
“Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir."
5-Tip sözleşmeler ile idareye gerekçe göstermeden sözleşmenin feshi hakkı tanınmaktadır.
Tip sözleşmelerden Ek-1'in 13. maddesinin b fıkrası ile Ek-2 ile Ek-3'ün 12. maddesinin b fıkrası şöyledir;
“Bu sözleşme hükümlerine, 5393 Sayılı Belediye Kanununa ve tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerine aykırı davranışı tespit edilen sözleşmeli personele, kurumu tarafından gerekçesi ile birlikte bu durumu yazılı olarak tebliğ edilir. Tebligatta belirtilecek günden geçerli olmak üzere sözleşme kendiliğinden sona erer. ”
Görüldüğü üzere idare, personelin “mevzuat hükümlerine aykırı davranışı”nın ne şekilde tespit edileceğini belirtmeden ve tek taraflı beyanı ile ve dilediği tarihte sözleşmesini sona erdirmeyi mümkün hale getirme çabası içindedir. Yani idare, kendince personelin bir hareketini mevzuata aykırı olarak yorumlayıp istediği zaman işine son vermenin hazırlığını yapmaktadır. Oysa ki davalı idarenin, personelin mevzuata aykırı davranışının “tespitinin” tanımına yapması gerekir. Aksi halde, keyfi işe son vermelerin kapısı açılmış olacaktır.
6- Sözleşmenin Ek-1'deki 13. maddenin c fıkrası ile, Ek-2 ile Ek-3'ün 12. maddesinin c fıkrası şöyledir; “Taraflar, bir ay önce ihbar etmek şartıyla sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshedebilirler. ”
İş bu madde hükmünün hukuka aykırı olduğu; aynı hükmü içeren Milli Eğitim Bakanlığı genelgesinin Ek-1'inde bulunan hizmet sözleşmesinin feshi hallerini düzenleyen 13/c maddesi'nin yürütmesini durduran mahkeme kararı ile açıkça görülmektedir. Danıştay 12. Daire tarafından verilen E. 2006/3643 sayılı yürütmeyi durdurma kararında, “objektif kriterlere bağlanmadığı” gerekçesi ile yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir
7- Hamilelik ve Askerlik dönüşünde kurumlar işe başlatmada keyfilik göstermektedirler. Bu durum hukukun genel prensipleri ve kanunlarla çelişmektedir. Kurumların keyfiliğini önleyici düzenleme yapılması gerekmektedir.
Tip Sözleşme metinleri Anayasa, uluslararsı anlaşmalar ve kanunlara uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
39- Avrupa Birliği ve İçişleri Bakanlığı işbirliği kapsamında düzenlenmiş olan ve katılımcıların TODAİE (Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) tarafından yapılmış sınavlar neticesinde başarılı olanlar seçilmiştir. Tam gün yatılı olarak yapılan eğitimler neticesinde yapılan sınavlarda başarılı olanlara verilmiş olan Yerel Yönetimler Mali Danışman sertifikası ve Yerel Yönetim Uzmanı sertifika sahiplerinin ilgili görevlere ve kadrolara ek eğitim ve sınava tabi tutulmadan atanması İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı yönetmelikte yer almalıdır.
40- 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile mali işlemlerde yetkiler ve sorumluluklar yeniden tanımlanmıştır. Kanunda sorumlu olarak belirlenen Harcama yetkilisi, Gerçekleştirme yetkilisi ve Muhasebe Yetkilisi görevlerini yürütenlerin görevlerinin sorumluluğu oranında (saymanlarda olduğu gibi) ücret ödenmesi için özel hizmet tazminatında düzenleme yapılmalıdır.
ll- MALİ HAKLAR :
1- Toplu Sözleşme taleplerimize temel teşkil etmesi ve taleplerin gerçek verilere dayandırılması amacı ile 31 Temmuz 2008 TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine dayanarak farklı kuruluşlardan en az üçünün veri ortalamasına göre dört kişilik bir ailenin geçinebileceği “asgari geçim haddi” miktarı toplu sözleşme taleplerimize referans alınmalıdır. Buna göre en düşük memur maaşı bu rakamın üstünde olacak şekilde hesap edilmelidir. BEM-BİR-SEN Genel Merkez ARGE tarafından yapılan 4 Kişilik bir Ailenin Asgari Geçim Haddi (Yoksulluk Sınırı) gıda, giyim, sağlık, barınma ve eğitim başta olmak üzere, vazgeçilmesi mümkün olmayan 14 zorunlu harcama kalıpları ve Dünya Sağlık Örgütü kalori değerlerine göre hesaplamalarda Haziran ayı için çıkan sonuç 2. 165. YTL dir.
2- Kamu çalışanlarının yıllardan beri yaşamış oldukları reel kayıplar karşılanmalıdır.
3- Memur maaşlarındaki çok çeşitlilik, aynı kadroda fakat farklı kurumlarda çalışanlar arasında ayrım yapılmamalıdır. Kurumlar arsındaki ücret farklılıkları, adaletsizliği ve eşitsizliği giderilmelidir. Eşit işe eşit ücret politikaları belirlenmeli, çalışma barışını bozan farklı guruplar arasındaki ücret makası daraltılmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar arasındaki ücret farklılığı giderilmeli veya muhtelif adlardaki ek ödemeler yaygınlaştırılarak tüm kamu görevlilerine uygulanmalıdır.
4- Mesai, nöbet ücreti, vezne memurlarının sorumluluk tazminatı ve arazi tazminatlarının günün şartlarına göre tespit edilerek, hak edenlerine ödenmelidir. Genel idare hizmetler sınıfında olan personelden araziye çıkanlara da, arazi tazminatı ödenmelidir.
5- Her türlü, atama, yer değiştirme ve geçici göreve ait harcırahlar en kısa sürede ödenmelidir.
6- 657 sayılı Kanununun 527 sayılı K. H. K ile değişik 64. maddesi gereğince uygulanan kademe terfiinde aranan “mecburi olarak sürekli göreve atanma” şartı kaldırılmalı ve o ilde çalışan tüm personele uygulanmalıdır.
7- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun kısım II. sınıflandırma bölümü ve ek 1 sayılı cetvel ve 527 sayılı K. H. K. ile tespit edilen ek göstergelerin yeniden düzenlenmesi, görevlerin kadro ve unvan ve sınıflara göre yapılması, Tazminat, Ek ücret vs. ismi altında yapılan değişik ödemelerden faydalanmayan kurumların bu ödemelerden faydalanması veya bu uygulanmadan faydalanmakla birlikte uygulamaya başlandığı tarihten bu yana gerekli iyileştirme yapılmadığı için günümüzde özelliğini kaybetmiş olan mali hakların günümüz koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Tazminat-ek ücret v. s. isimleri ile yapılan ödemeler bir isim altında birleştirilerek, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında ayrım yapılmaksızın çalışanlara bu ödemeler yansıtılmalıdır. Bu ödemeler emekli keseneğine dahil edilerek emeklilikte de bu ödemelerden faydalanılması sağlanmalıdır.
8- Yiyecek Yardımı Yönetmeliği günümüz şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir. Kamu Görevlilerine her çalışma günü için 1 öğün (4 kap) yemek verilmesi sağlanmalıdır. Ayni olarak yemek hizmeti sağlanamayan veya bu hizmetten faydalanmak istemeyen kamu görevlilerine 300 gösterge rakamının memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda yiyecek yardımı işgünü sayısı dikkate alınarak maaşı ile birlikte hiçbir kesintiye tabi olmaksızın nakden ödenmelidir.
50 çalışanın üzerinde olan yerlerde yemekhane açılmasını öngören yönetmeliğin 5. maddesinin 2. paragrafının metinden çıkarılması ya da hazırlanacak yeni metinde böyle bir ibarenin olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi durumda 50 kişinin altında çalışan personelin olduğu işletmelerde çalışanların acıkma gibi insani bir eyleme hakları olmadıklarını hükmetmiş oluruz.
9- Yakacak Yardımı Kamu Çalışanları için, kaloriferli 120 m2 lojmandan alınan yakacak bedeli alt limit olarak belirlenip bölgelerin iklim koşullarına göre belirlenecek oranda yakacak yardımı sağlanmalıdır.
10- Giyecek Yardımı 657 Sayılı DMK'nun 211. maddesine istinaden hazırlanan yönetmelikler gereği verilen giyim yardımlarının AYNİ değil NAKTİ olarak ödenmesi ve bu giyim yardımından sözleşmeliler dahil bütün kamu görevlilerinin faydalandırılması sağlanmalıdır. Giyim yardımı üniformanın dışında gerçek giyim yardımı olarak uygulanmalıdır.
11- Kreş ve Çocuk Bakımevi Personel sayısı 50 ve daha fazla olan birimlerde poliklinik çocuk bakım ünitesi ve kreş hizmeti kurum bünyesinde verilmeli, personel sayısı 50 den az olan birimler için merkezi bölgelerde aynı hizmeti verecek tesisler oluşturulmalı, kreş ve çocuk bakım evi açılmaması halinde, fatura ibrazı halinde çocuk başına 150 YTL ödenmelidir.
12- Kira Yardımı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait lojmanların sıra tahsisli olarak tahsis edilmesi ve tahsis işleminin merkezi sistemle yapılması. Kira yardımının, kaloriferli 120 m2 lojmandan alınan ücrete endekslenmesi ve lojmandan faydalanmayan memur ve sözleşmelilere ödenmesi sağlanmalıdır.
13- Aile yardımı, doğum, ölüm ve çocuk yardımı göstergelerinin yeniden düzenlenerek, aile yardımı 3.000, çocuk sayısına dair sınır kaldırılmak suretiyle her çocuk için 2.000, doğum yardımı 10.000, ölüm yardımı her durum için yapılan hesaplamada 2 katı olan rakam 4 katı şeklinde yükseltilmelidir.
14- Yıllık izne çıkacak memura izin öncesinde bir aylık maaşı tutarında izin ücreti olarak ödenmelidir.
15- İlk defa evlenen memurlara 30.000, çocuğu evlenen memura ise 20.000 gösterge rakamının memur maaş katsayısı ile çarpımı neticesi bulunacak meblağı evlilik yardımı olarak ödenmelidir.
16- Kamu görevlilerinin doğal afete maruz kalmaları durumunda, gerekli sosyal yardımlar sağlanıncaya kadar, belirlenecek oranda nakdi olarak doğal afet yardımı yapılması sağlanmalıdır. Afet tespit komisyonlarında, kurumların o ildeki hizmet kolunda bulunan sendika temsilcileri yer almalıdır.
17- Yan ödeme kararnamesinde düzenleme yapılarak fiilen bilgisayar kullanan tüm personele ödeme yapılmalıdır.
18- Şube müdürlüğü görevinde bulunanlar teknik kadroda çalışan mühendisten düşük ücret almaktadırlar. İki yıl geçmiş olmasına rağmen yanlış çıkan Bakanlar Kurulu Kararı'nda gereken düzeltme yapılmamıştır.
19- Bankaların çalışanların maaşlarının kendilerince ödenmesi karşılığında verdikleri promosyonların dağıtımında halen direnen kurumlar için ve bazı maddelerde düzeltme yapılması için yeni bir genelge yayımlanmalıdır.
20- Diş tedavileri konusunda uygulanan bütçe uygulama talimatlarındaki ödeme sınırlandırılmasının kaldırılması ve 657 sayılı kanunun 209. maddesindeki umumi hükmün geçerliliğinin sağlanması için çalışma yapılmalıdır.
21- Şef , İtfaiye Çavuşu ve Zabıta Komiseri kadrolarının 3. derece ile sınırlandırıldığı, buna karşılık ebe, hemşire, kütüphaneci, mütercim vb. kadro unvanlarının ise 1. dereceye kadar yükselmelerine izin verildiği , İtfaiye Amiri, İtfaiye Çavuşu, Zabıta Amiri, Zabıta Komiseri kadrolarının gerek özlük hakları gerekse de kadro dereceleri eşit ve adil değildir.Yönetici sorumluluğu verilen Şef, İtfaiye Amiri, İtfaiye Çavuşu, Zabıta Amiri, Zabıta Komiseri,zabıta memuru ve itfaiye erlerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için, kadro ve derecelerinin 1. dereceye kadar yükseltilmesi ve yan ödemelerinin 750, özel hizmet puanının 125'e çıkarılmasını talep ediyoruz. .
22- İtfaiye,zabıta ve diğer çalışanalarının maktu mesai ücretlerinin Belediye meclisleri tarafından belirlenmesine imkan verilmelidir.
lll- EĞİTİMLE İLGİLİ TALEPLERİMİZ:
1- Kamu kurum ve kuruluşlarında; meslek, yabancı dil, bilgisayar ve diğer hizmet içi eğitimleri için kurum gelirlerinin %10'u oranında eğitim gideri ayrılmalı ve bu eğitimlerden tüm kamu görevlileri yararlandırılmalıdır.
2- Kurumların merkez teşkilatı birimleri tarafından gerçekleştirilecek proje çalışmalarının bütününe sendika genel merkezince görevlendirilecek temsilcilerin katılımı sağlanmalıdır.
3- Sendikalar tarafından düzenlenen hizmet içi eğitim uygulamaları sonunda verilen sertifikaların ilgili bakanlıkların/kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet içi eğitim daireleri tarafından takip edilmek ve onaylanmak koşuluyla kamu görevlilerinin özlük dosyasına konulmalı, üst görevlere atanmalarında bu belgeler dikkate alınmalıdır.
4- AB süreci ile ilgili memurlara yönelik eğitim çalışmaları yapılmalıdır.
lV- DİSİPLİN VE SİCİL RAPORLARI:
1- Disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen soruşturma raporlarının savunma süresi içerisinde ilgililer tarafından incelenmesine imkân sağlanmalı, disiplin cezaları günün şartlarına göre tespit edilmeli, uyarma ve kınama cezalarının iptal edilerek, ihtar olarak değiştirilmelidir. Soruşturma raporu sonuçlarının soruşturma sahibine mutlaka verilmeli, müfettiş raporlarının tehdit unsuru olmaktan çıkarılmalı ve şahsın hakkını arama yolu açılmalıdır.
2- Sicil raporlarının düzenlenmesini takip eden ay içinde ilgili kamu personeline verilmesi için yasal düzenleme yapılmalı, sicil notuna itiraz hakkı sadece olumsuz sicille sınırlandırılmamalıdır.
3- Kamu görevlilerinin sicil raporlarının olumlu veya olumsuz olmasında amirin sınırsız yetkisi kaldırılmalı, sicil raporları objektif ve belgeye göre tanzim edilmelidir.
4- Olumsuz sicile itirazları değerlendirecek sendika temsilcisinin de hazır bulunduğu komisyon kurulmalı ve bu konuda Avrupa Birliği'ndeki uygulamalara bakılarak değerlendirme yapılmalıdır.
5- Disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller yeniden tanımlanmalıdır.
6- Disiplin cezalarında tanınan savunma süresinin ilgilinin isteği üzerine yedi (7) gün uzatılabilmelidir.
7- Uyarma ve kınama cezalarına da yargı yolunun açılması ve tüm disiplin cezalarına itirazlar disiplin kurullarına yapılmalıdır.
V- İZİN VE ÇALIŞMA KOŞULLARI:
1- Yıllık izin sürelerinde “işgünü” ve kademe esasına göre düzenleme yapılmalı, en az bir yıl açıktan vekil olarak görev yapanlara izin verilmesi konusu değerlendirilmelidir.
2- Kamu görevlilerinin hastalık veya muhtelif izinlerinin ilgili amirin iznine bağlanmaksızın görev yerinin bulunduğu il dışında bir ilde kullanabilmeli ve sadece ilgili personel birimine bilgi verilmesi yeterli olmalıdır.
3- Bayan memurların doğum izni nedeniyle hizmet borçlanmaları ödemelerinde kolaylık sağlanmalıdır.
4- Mevcut 10 günlük mazeret izni süresi işgününe dönüştürülmelidir.
5- Memura, bakmakla yükümlü olduğu hastasına kendisinden başka bakacak kimse bulunmaması ve doktor raporuyla refakatçi tahsisinin belgelendirilmesi kaydıyla 3 aya kadar aylıklı refakat izni verilmesi, gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılmalıdır.
6- Hafta içi ve resmi tatillerde personele yaptırılacak fazla mesai sürelerine bir üst sınır getirilmesi konusunda yasal düzenleme yapılmalıdır.
7- Hafta ve bayram tatillerinde görevi başında bulunması zorunlu sağlık personeli ile din görevlilerinin tatil günlerine ait mesailerine karşılık mesai ücretleri ödenmeli mesai ödenmemesi halinde tatil günlerine ait izinleri yıllık izinlerine ilave edilerek kullandırılmalıdır.
8- İş yerleri çağın gereklerine uygun koşullarda oluşturulmalı ve eksiklikleri giderilmelidir.
Vl- ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME
1- Görevde yükselme ve unvan değişikliği konusundaki uygulamaların gerek kamu maliyesi gerekse kamu görevlilerinin bütçeleri üzerinde oluşturduğu olumsuz durumu gidermek amacıyla görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına ilişkin olarak yapılan hizmet içi eğitim uygulamasına son verilerek görev başında eğitim uygulamasına geçilmeli, bu görevlere ilk atama yoluyla da atama yapıldığı gözönünde bulundurularak görevde yükselmeye yönelik olarak belirli süre görev yapma şartı kaldırılmalı, sınavlar acil olarak yapılmalıdır.
2- Hizmet içi eğitim uygulamalarından kamu görevlilerinin eşit ve etkin bir şekilde faydalanması amacıyla eğitim-öğretim yılı içerisinde de bu uygulamaların sürdürülmesi ve hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılacak kamu görevlilerinin belirlenmesinde atama ve yer değiştirmelerde uygulanan hizmet puanı esası getirilmelidir.
3- Atamalarda, eş durumu, sağlık ve eğitim taleplerine öncelik verilmeli, becayiş sistemi devam ettirilmelidir.
4- Aynı kurum içinde aynı koşulları ve hizmet niteliklerini taşıyan aynı unvandaki kamu görevlilerinin karşılıklı olarak yer değiştirme taleplerinin yerine getirilmesi konusunda kurumlara tanınan takdir yetkisi kaldırılmalıdır.
5- Kamu görevlisi iken bir üst öğrenimi bitiren kamu görevlilerinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesi ortak hükümleri gereğince sınava tabi tutulmaksızın intibaklarının yapılarak kariyerlerine uygun kadrolara atanması ve kanunla verilen hakkın yönetmelikle alınması uygulamasına son verilmelidir.
6- İdarelerin bütün isteklerini yaptıracakları kadrolara vekaleten atama yapma alışkanlıkları bir çok istismarın kaynağını oluşturmaktadır. Bu kadrolara vekaleten bakma süresine bir sınırlama getirilmemesi, çalışma barışını bozan önemli bir husustur.
VII- SOSYAL GÜVENLİĞE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
1- Sosyal Güvenlik yasasında yapılan yanlışlıklardan bir an önce dönülmesi gerekmektedir. Sosyal Devlet ilkesine uygun, ülkemiz şartlarındaki insan ömrüne dayalı bir sistem esas alınmalıdır. Sağlık sistemi tamamen ücretsiz olarak sunulmadır. Yasanın amacının sosyal güvenlik, sağlık ve emeklilik hizmetlerinde norm ve standart birliği sağlamak olduğu belirtilmiştir. Bu amaçla memurların kazanılmış hakları norm ve standart birliği sağlamak için budanırken, memurların emekliliklerinde aldıkları emekli ikramiyesi, işçilerle eşitlenmemektedir. Dolayısıyla haklar kısıtlanırken norm ve standart birliği sağlama amacı güdülmekte, ancak aynı standart birliği memurların kazanımlarının artırılması hususunda uygulanmamaktadır.
Kadınlarda 20 yılını erkeklerde 25 yılını doldurduğu halde yaş sınırı nedeniyle emekli maaşını ve ikramiyesini alamayan, ancak işten de ayrılanların durumlarının düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda olanlar emekli kabul edilmemekte ve sağlık hizmeti bile verilmemektedir. Bu hem devletin sağlık hizmetinin şemsiyesinin genişletilmesi projesine aykırıdır hem de bir hak kesbidir. Bu durumda olup yaş süresine kadar çalışmak istemeyenlere emekli olmaları halinde taleplerinde emekli ikramiyesi ödenmelidir ve sağlık hizmeti verilmelidir.
Sağlık hizmetinden yararlananlardan alınan katkı payları kaldırılmalıdır. Özel Sağlık kuruluşlarından alınan hizmetlerde fiyat farkı alınmasının önüne geçecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.
Yeni memur olacaklar için uygulanacak farklı şahıs kesintileri sebebi ile maaşlarda ki düşüş hazine tarafından 2 yıl için karşılanacaktır. Ancak maaş sisteminde ve kesintilerde 2 yıl içinde bir düzenleme yapılmadığında mağduriyetler oluşacaktır.
2- Sevk zincirinde yer alan Kurum Doktoru ibaresi özellikle İstanbul gibi birimleri dağınık yerlerde olan kurumlar için zaman ve para kayıplarına yol açmaktadır. Sevk işleminde resmi sağlık kuruluşlarının (hükümet, sağlık ocağı, belediye ve kurum tabipliklerine) muayenesi esas alınmalıdır. Tedavi yardım yönetmeliğinin 8. maddesinin A bendi kaldırılmalıdır.
3- Zabıta çalışanlarına "Fiili Hizmet Zammı" verilmelidir.
Bu taleplerimizi, ülkemizde çalışma barışının teminine paralel olarak sosyal barışın sağlanmasının da vazgeçilmezi olarak görmekteyiz. Ülkemizin kaynaklarının eşit ve adil paylaşımı konusunda Bem-Bir-Sen olarak sunduğumuz taleplerimizin hayata geçirilmesi için yaptığımız mücadele bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da temel misyonumuz olacaktır.
KAZANIMLARIMIZ
2006 YILI TOPLU SÖZLEŞMELERİNDE MEMUR-SEN İLE KAMU İŞVEREN KURULU ARASINDA SOSYAL VE ÖZLÜK HAKLARDA İMZALANAN 30 MADDELİK MUTABAKAT METNİNDE ŞİMDİYE KADAR;
1- PROMOSYONLAR ÇALIŞANLARA DAĞITILDI
"Taraflarca Üzerinde Çalışılarak Sonucuna Göre Hareket Edilmesi Öngörülen Hususlar'ın 5. maddesinde yer alan maaş ödeme protokolü karşılığı "promosyon" adıyla bankalarca sunulan nakdi hediyenin çalışanlara dağıtılması için, gerekli yasal düzenleme, 12.05.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
2- NEMALAR YASALAŞTI
Kamu İşveren Kurulu ve Memur-Sen arasında sosyal ve özlük haklarda imzalanan mutabakat metninin maddelerinin hayata geçirilmesinin ikinci adımı olarak, Memur-Sen ve bağlı sendikalarının uzun süredir mücadelesini verdiği ve 2006 yılı toplu görüşmelerinde mutabakat metninde Taraflarca Gerçekleştirilmesi Benimsenen Hususlar'ın 7. maddesinde yer alan zorunlu tasarruf kapsamından çıkan kamu personelinin devlet katkı payının ödenmesi ve çalışan ve emeklilere fazladan ödenen tasarrufu teşvik kesintilerinin geri alınmamasını öngören yasa 30 Aralık 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
3- KURUM İÇİ YER DEĞİŞİKLİKLERİNDE ŞEHİT EŞLERİ ÖZÜR GURUBU KAPSAMINA ALINDI
"Taraflarca Gerçekleştirilmesi Benimsenen Hususlar"ın 8 No'lu konu başlığında yer alan "Kurum içi yer değişikliklerinde şehit eşlerinin özür gurubu kapsamına alınması" konusu ile ilgili olarak hazırlanmış bulunan "Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" 06.07.2007 tarihli ve 26845 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Böylece şehit eşlerinin özür gurubu kapsamına alınması gerçekleştirildi.
4- İTFAİYE VE ZABITA MAKTU MESAİLERİNDE YENİDEN DÜZENLEME YAPILDI
"Taraflarca Üzerine Çalışılarak Sonucuna Göre Hareket Edilmesi Öngörülen Hususlar"ın 13. No'lu konu başlığında yer alan "Zabıta ve itfaiye çalışanlarına ödenen maktu mesai ücretlerinde düzenleme yapılması ve 5216 Sayılı Kanun'la Büyükşehir sınırlarına dahi edilen Belediyeler için 2006 yılı bütçesinde K cetvelinde yapılan kısıtlamanın iptal edilmesi" maddesi, 2007 yılı zabıta, itfaiye koruma güvenlik personeline çalışanlarına verilecek olan Maktu Mesai'lerde TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda yapılan görüşmelerde hazırlanmış olan Bütçe Kanunu Teklifi'nde verilen önerge ile yeniden düzenlendi.
5- KEY ÖDEMELERİ YASA TASARISI KABUL EDİLDİ
TBMM Genel Kurulu'nda, Konut Edindirme Yardımı (KEY) kesintilerinin hak sahiplerine ödenmesine ilişkin yasa tasarısı kabul edildi.
6- İTFAİYE ÇALIŞANLARINA FİİLİ HİZMET SÜRESİ ZAMMI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
(5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 40.maddesinde Yetkili Sendika olarak Kamu işveren Kurulu ile imzaladığımız 2006 Yılı Mutabakat gereğince talebimiz gerçekleştirilmiştir.)
7- 2006 YILI TALEPLERİMİZİN 2.MADDESİ İLE TOPLU SÖZLEŞME MASASINA TAŞIDIĞIMIZ BELEDİYELERİN KAYNAKLARININ ARTIRILMASI TALEBİMİZ GERÇEKLEŞMİŞTİR.
BAKANLIKLARDA YASAL DÜZENLEMESİ DEVAM EDEN KONULAR
-2006 yılı mutabakat metninde imza altına alınan;
14. konu başlığı; "zabıta personelinin fiili hizmet zammı (yıpranma payı)" maddesinin yürürlüğe konması ile ilgili, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında çalışmalar devam etmektedir.
-2006 yılı mutabakat metninde imza altına alınan;
16. konu başlığı; "5393 sayılı Belediye Kanunu' nun 49. maddesi. 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu' nun 22. maddesi ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu' nun 36. maddesinde, ikaramiye ödenebilmesi için öngörülen %10 luk sayı sınırının kaldırılması, ödenebilecek ikramiye sayısının ikiden dörde çıkarılması, disiplin cezası almamış bütün personelin ikamiye hakkından yararlanabilmesi imkanının sağlanması" maddesinin yürürlüğe konması ile ilgili, İçişleri Bakanlığında çalışmalar devam etmektedir.
Eklenme Tarihi :
9 Ağustos 2008, Cumartesi
|
| |
|
 |
| |